AYM İPTAL KARARININ DEĞER KAYBINA ETKİSİ

Anayasa Mahkemesi iptal kararları; bir kanun hükmünün yasaya aykırılığının Anayasa Mahkemesi tarafından tespit edilmesi olarak tanımlanabilir. Buna göre, iptal kararları bir kanun hükmündeki sakatlığı ortaya koyar nitelikteki kararlardır.

Anayasanın 153. Maddesi uyarınca, kural olarak, iptal kararlarının geri yürümeyeceği anlaşılmaktadır. Bu ilke ile güdülen amaç, iptal edilen kanuna dayanılarak, daha önce elde edilen hukuki statülerin korunması suretiyle güven ve istikrar sağlamaktır. Ancak, iptal kararlarının geriye yürümezliği ilkesini mutlak şekilde anlamak ve uygulamak mümkün değildir. Zira AYM’ce anayasaya aykırı olduğu tespit edilip meşruluğunu yitiren bir kanun maddesine dayanılarak karar vermek, hukuk güvenliğinin sağlanmasının amaçlandığı ortama ters düşecektir.

Anayasa Mahkemesinin, 09.10.2020 tarihli Resmi Gazetede yayınlanan 17.07.2020 tarihli ve 2019/40.E, 2020/40.K sayılı kararı ile, 2918 Sayılı KTK nun 90 ve 92 maddelerindeki “Genel Şartlara” a yapılan atıf ve ibarelerin iptali üzerine Zorunlu Mali Mesuliyet (Trafik) Sigortası kapsamında meydana gelen zararın Borçlar Kanun genel hükümlerine ve Yargıtay içtihatlarına göre hesaplanması gerekmektedir. Böylece, yargılaması devam eden dosyalar hakkında yapılacak değer kaybı hesaplamalarının hangi yöntemle olacağı hakkında bir belirsizlik oluşmuştur.

Anayasa Mahkemesi tarafından Anayasa’ya aykırı bulunarak iptal edilen ve dolayısıyla hukuk düzenindeki varlığı ortadan kalkan ancak yürürlüğe girişi sonraki bir tarihe ertelenen yasa hükmü dikkate alınmak suretiyle, devam eden davalarda mahkemeler tarafından karar tesis edilebilmektedir.

Örneğin, Anayasa Mahkemesi’nin 2010 yılında Resmi Gazete’de yayımlanan kararıyla, bir kanun hükmü iptal edilmiş ve iptal hükmünün altı ay sonra yürürlüğe gireceği belirtilmiştir. Söz konusu iptal hükmünün Resmi Gazete’de yayımlanmasından önce halen yürürlükte olan kanun hükmüne istinaden düzenlenen tahakkuk fişine karşı açılan davada ise söz konusu iptal kararı ilk derece vergi mahkemesi tarafından dikkate alınmamıştır. İlk derece mahkemesi tarafından, Anayasa Mahkemesi kararlarının Resmi Gazete’de yayımlanmasından sonra hüküm ifade edeceği ve aksi bir uygulamanın iptal kararlarının geçmişe yürümeyeceğine dair Anayasa’nın 153. maddesine aykırılık teşkil edeceği gerekçe gösterilmiştir.

Söz konusu ilk derece mahkemesi kararına karşı başvurulan temyiz yolunda ise, Danıştay 4. Dairesi’nin 09.05.2011 tarih ve E.2011/2546, K.2011/3384 sayılı kararında, “Anayasa Mahkemesi’nce bir kanun veya kanun hükmünde kararnamenin tümünün ya da bunların belirli hükümlerinin Anayasa’ya aykırı bulunarak iptal edilmiş olduğunun bilindiği halde görülmekte olan davaların Anayasa’ya aykırılığı saptanmış olan kurallara göre görüşülüp çözümlenmesinin, Anayasa’nın üstünlüğü prensibine ve hukuk devleti ilkesine aykırı düşeceği belirtilmiştir.” Bu nedenle söz konusu karar ile Anayasa Mahkemesi’nin verdiği iptal kararlarının, itiraz yoluna başvurulmasını isteyen kişi ya da kişiler tarafından açılan davaların yanı sıra, iptal edilen hüküm ya da hükümler esas alınarak hakkında uygulama yapılmış olan kişiler tarafından açılan ve görülmekte olan davalarda da uygulanmasının zorunlu olduğu yönünde hüküm tesis edilmiştir.

Yine Danıştay 4. Dairesi’nin 09.05.2011 tarih ve E.2011/2428, K.2011/3386 sayılı kararında, Anayasa Mahkemesince bir kanun veya kanun hükmünde kararnamenin tümünün ya da bunların belirli hükümlerinin Anayasa’ya aykırı bulunarak iptal edilmiş olması halinde, Anayasa Mahkemesi’nce verilen iptal kararının henüz Resmi Gazete’de yayımlanmaması veya uygulama tarihinin ayrıca belirlenmesi halinde, iptal edilen yasa kuralının uygulanmasının sürdürülmesi nedeniyle bu uygulamaya karşı dava yoluna başvuracakların iptal kararının hukuki sonuçlarından yararlanamayacaklarının kabulünün mümkün olmadığı yönünde hüküm tesis edilmiştir.

Bununla birlikte, Danıştay 2. Dairesi’nin 01.06.2005 tarih ve E.2004/1545, 2005/1886 sayılı kararında, Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilen kanun hükmüne ilişkin olarak daha önceden açılan ve görülmekte olan davada iptal hükmünün hukuki sonuçlarından yararlanılması gerekeceği belirtilmiştir. İlk derece mahkemesi tarafından; uyuşmazlığın Anayasa’ya aykırılığı saptanmış olan kurallara göre görülüp çözümlenmesinin Anayasa’nın üstünlüğü prensibine ve hukuk devleti ilkesine aykırı düşeceği yönünde hüküm tesis edilmiştir.

Yukarıdaki açıklamalar ve emsal nitelikte kararlar göz önünde bulundurulduğunda; Anayasa Mahkemesinin, 09.10.2020 tarihli Resmi Gazetede yayınlanan 17.07.2020 tarihli ve 2019/40.E, 2020/40.K sayılı kararı, yargılaması devam eden dosyalar için de uygulama alanı bulacak ve değer kaybı hesabı, Borçlar Kanununda belirtilen yöntemler vasıtasıyla hesaplanacaktır.

Yorum Yap

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Zorunlu alanlar * olarak işaretlenmiştir.

Yorum yap *

Adınız *

Email *

Website

Masrafsız Değer Kaybı Başvurusu

Değer kaybı aracınızın trafik kazasından önceki ikinci el piyasa değeri ile kaza sonrasındaki değeri arasındaki farktır. Değer kaybı başvurusu masrafsız bir işlem olup bu süreçte sizden hiçbir ücret talep edilmemektedir.

Tıkla Ara
Whatsapp